|
 |
|
Sayın Ümit Gezgin’in ‘Tehlikedeki Güzellik’ adlı
sergi hakkındaki yazısı
Sanatçı Dagmar
Göğdün salt bir çiçek estetiği var etmiyor. O bunun
çok ötesinde bir gerçekliği görselleştirmenin ve onu
fotorealizmin tanımlanmış sınırları içinde işlemenin
zorlayarak; bir tür ekolojik ve bireysel bir estetik
serüvene çıkıyor. Endemik çiçekler belki gerçekte
yeryüzü coğrafyasından anbean yok oluyorlar ve daha
çok da Türkiye’ye özgü bir doğasal gerçekliğin
bütünlüğünü oluşturan bu güzelim canlılar, yok
olmanın eşiğinde bir sanatçının büyülü parmakları ve
evrensel coşkusuyla ekolojik ve olabilen bir varoluş
boyutuna taşınıyorlar.
Sanatçı Dagmar
Göğdün ekolojik sorumluluğuyla canlılığa, özelde
çiçeklerle olan tutkusunu kendi özgün estetiği
içinde bir araya getirmiş. Bunu realizmin
fotogerçekçilik boyutunda özellikle algılayarak,
sorumluluğunun ve sevgisinin ciddiyetini en somut
anlamıyla da göstermiş. Bundan sonrası doğaya ve
estetiğe duyarlı insanların bakış açısına kalmış
durumda. Gerçekten çevremizde gitgide daha az
rastladığımız güzelliklerin yok olmasına göz mü
yumacağız, yoksa bir şeyler yapacak mıyız artık. Bir
anlamda yeryüzü yuvarlağındaki insanın yaşamsal
sorunu ve sorumluluğu da artık bu. Ve gitgide de
yerel olmaktan kurtularak evrensel bir çizgide
algılanması, yorumlanması gereken bir sorumluluk,
bir insan ve estetik ideal. Sanatçı Türkiye’ye daha
çok özgü bir doğa harikasını estetiğine taşırken
çift başlı bir sorumluluk alanı içinden bakıyor
olaya. Ve bir anlamda da çağdaş estetiğin yüklenmesi
gereken sorumluluğuna ve açılımlanması gereken
boyutuna da kendince açıklama getirmiş oluyor.
Sanatçı artık bireysel ve içine kapalı bir sanat
üretmemelidir. Sanat doğayı, bireyi, toplumu ve
dünyaya içine alan bir sorumluluk, bir sevgi ve
varoluş boyutlarında algılanarak, ama estetik ve
bireysel yaratıcılıktan ödün vermeden yoluna devam
etmelidir. Belki de artık çağdaş estetiğin ve çağdaş
yaratım olgusunun özellikle üzerinde durması gereken
boyut burada. Bu kapı aralanır ve yaratıcı çözümler
getirebilirse, yeni soluklar ve sanat içinde faydalı
olan açılımlar, birikimler de modeller
geliştirebilir. Sanatçı Dagmar Göğdün Türkiye’nin
yaygın olarak değişik yerlerinde, özellikle de sarp
dağ yamaçlarında ve kayalıkların insanın ulaşması
çok güç olan kısımlarında yetişen çiçekleri, biraz
estetik bir yabaniliği de bulunan ve belki bu
yönleriyle de dokunulmaz bir vahşi güzellikleri de
bulunan o çiçeklere yönelmiş. Onları yakından kendi
estetik merceğinin odağına yerleştirmiş.
Bütünlükleri içinde onları değerlendirmiş ve böylece
hem estetik bir serüven yakalamış, hem de ekolojik
bir bakış açısı sunmuş. Çünkü bu çiçekler
bakımsızlıktan, ilgisizlikten, giderek yok olma
tehlikesiyle karşı karşıya. İşte tüm bunlar nasıl
çözümlenecek? Sanatçı salt bir görsel güzelliğin
peşinde değil. Öyle olsaydı ekolojik sorumluluk
taşınmazdı. Oysa ciddi bir ekolojik bilinç, tavrı
gösteriyor sanatçı ve tüm sağduyulu insanları, tüm
dünyayı, bu güzelliğin ayırdına varmaya çağırıyor.
Çiçeklerden başlayarak bütün güzellikleri, bütün yok
olmayla karşı karşıya kalan değerleri koruyalım,
geliştirelim diyor sanatçı.
Zor doğa
koşulları içinde güç bela yetişen bu çiçekler,
gerçekten çoğu zaman vahşi bir güzelliği, üperti
uyandıran bir çekiciliği üzerlerinde barındırlar.
İşte sanatçı bu yönlerini,bu vahşi cazibelerini de
çiçeklerin bütün bir realist tutumu içinde başarıyla
anlatabilmiş, hayret edilecek bir başarı ve duyguyla
sanatçı, doğanın o zorluğuna ayak diretmiş ve bir
güzelliği ve estetiği oluşturmuş çiçekleri yakın
çekim bir estetiğin içine, gerçekliği zorlayarak
taşımış, bunu yaparken de kendi üslup özelliğini
minimal yaklaşımlarla ve fonu siyah bir renk
olgusuyla değerlendererek korumuş ve geliştirmiş.
Böylelikle
görsel estetik ve her bir çiçeğin cazibesi
minimalist yaklaşımın bütün estetik yaklaşımıyla
ortaya çıkmış. Bu anlamıyla çağdaş sanatın açılım
noktaları içinde Dagmar Göğdün özgün bir estetik
tanımlamanın içinde yer almakta, bunu her iki anlam
boyutu içinde geliştirmekte ve üretmektedir.
Bireysel ve toplumsal, sorumluluk ve estetik duygusu
onu çağdaş estetiğin bilinçle kavranılması gereken
boyutunda yeniden var etmektedir.
Sanatçının ele
aldığı çiçekler birbirinden enteresan özellikler
taşımakta ve yine hepsi ayrı ayrı nesnelere,
canlılara benzeyerek hayretler uyandırmaktadır.
Bunlardan böcek orkidesi (Ophrys speculum) bir
canlıyı çağrıştırmasının ötesinde üpertici ama
insanı bağlayıcı bir renk ve biçim diyalektiği
meydana getirmektedir. Yine yüksük otu (Digitalis
lamarcki Ivan) da şaşırtıcı biçimsel ve formsal
özelliği, giderek de yapısal ve renksel görüntüsü
ile insan saygıya davet eden bir yapı ve özellik
sergilemektedir. Yine Ters lale (Fritilaria
acmopetala) lale kavramına ve boyutuna doğasal ve
ekolojik gerçeklik içinde olan özgün bir boyut
ekleyerek sanatçının fotorealist dünyası içinde yer
almaktadır; bize ve tüm insanlara mesaj dolu bir
estetik serüven hazzı yaşamaktadır. Bu tür resimler
özünde doğaya saygıyı önceleyen birer estetik özgün
yapıttır ve çift katmanlı bir estetik anlamın
ortasında yer alarak kendilerini konumlandırılar.
Sanatçıyı her iki anlam katmanın da göz önünde
bulundurduğu ve bunu yetkin bir estetik özgünlükle
ortaya koyduğu için ayrıca tebrik etmek
gerekmektedir.
Ümit GEZGİN
Sanat Eleştirmeni
Sayfa
[1]
[2]
[3]
[4]
|